ANBB

2013-01-04



Borusan Müzikevinde fırsat ve bilet bulabilen bir kitle, ANBB proje adıyla Carston Nicolai (Alva Noto) ve Blixa Bargeld ile iki akşam üst üste benzersiz bir deneyim yaşadı. Elektronik müzik dünyasında sessel ve görsel tasarımlarıyla inşa ettiği soundscape projeleriyle övgüyle anılan Carston Nicolai’ın kurduğu müzikal atmosferde Herr Blixa Bargeld’in rüyalarına dalıp, büründüğü tüm hayali karakterler ile tanıştık. İkinci akşamın sonunda Blixa Bargeld’in 1 Nisan 1980’de Berlin Moon Club’da ilk Einstürzende Neubauten performansından bugüne, yaratıcı ve yenilikçi tutumuyla deneysel alanda harikalar yaratmaya devam ettiğine birkez daha şahit olmanın sevinci ve kulaklarımızdaki o müthiş çığlıkların yankısıyla, yağmurlu bir beyoğlu gecesine doğru yürüdük. ANBB olarak 2010 yılında çıkardıkları Ret Marut Handshake EP ve ardından gelen Mimikry albümünden bildiğimiz şarkılar ve çok çalışılmış olduğu her halinden belli olan emprovize şarkıları ile istanbul seyircisini büyülediler.  Konser her ne kadar Alva Noto, Blixa Bargeld konseri olsa da içeriği Blixa Bargeld’in sesi ve müzikal deneyleri üzerine kurulmuş bir yapıya sahipti. Seyircinin de azımsanamayacak bir bölümü Bargeld’i izlemeye gelmişti. Konserde sahnede de ana karakter Bargeld’di. Berlin çıkışlı müzik topluluğu Einstürzende Neubauten’ın fikir adamı, 1983 itibarı ile Bad Seed’lerin en önemli karakterlerinden olarak tanınan Blixa Bargeld, berlin underground sanat dünyasının da en önemli isimlerinden birisi. ANBB projesini de daha iyi anlayabilmek için Bargeld’in bugüne dek yaptıklarına bir göz atmak faydalı olacaktır.

“...Bir kuyruklu yıldızın sesi nasıldır, hiç düşündüz mü?...” 
1991 yılında Goethe Institut sponsorluğunda, çeşitli ülkeleri dolaşarak rastgele seçilmiş insanlara hatıralarına dair sorular barındıran formlar dağıtıp, aldığı yanıtları yerel müzisyenlerin katılımı, bilgisayar ve loop makineleri yardımıyla bir performansa dönüştürerek sesini farklı alanlarda kullanmaya başlar Bargeld. “Execution of Precious Memories” adı ile Yeni Delhi, Tokyo, Osaka, Buenos Aires, Stockholm, Berlin, Londra, Krakow gibi şehirlerde gerçekleştirdiği bu performansı, 1995 yılında Lahey’de ilk kez sahnelediği tek kişilik şovu “Rede/Speech” izler. Bir adam, bir mikrofon ve her biri 31 saniyelik loop yapabilen bir makineye bağlı olan 4 pedal ile gerçekleştirdiği  “Pseudo Scientific Entertainment”  bir şovdur Rede/Speech. Şovun en ilgi çeken bölümü ise kendi sesini 4 loop pedalı ile çoğaltarak tüm gezegenler ve yıldızları ile güneş sistemimizi sessel olarak canlandırdığı bölümdür. Bir kuyruklu yıldızın sesi nasıldır, hiç düşündünüz mü? Blixa Bargeld Rede/Speech’te, güneş sisteminde dolaşan kuyruklu yıldızların sesini de Neubauten sahnesinde sıkça attığı, Nick Cave & The Bad Seeds diskografisinde sadece Murder Ballads’daki Stagger Lee’nin sonunda karşılaşabileceğiniz o meşhur çığlıkları simüle eder. Performansı izleyenler, normal hayatta olduğu gibi kuyruklu yıldız geçerken heyecanlanır, bir daha geçer mi acaba diye merak etmekten kendilerini alamazlar. “Anlatılmaz, yaşanır” diye nitelendirilebilecek bu performansın zor bulunan bir dvd kaydı da mevcut. Solo performans projelerinin yanısıra tiyatro ile de ilişkisi bulunan Bargeld 1988 yılında Heiner Müller’in Hamlet yorumu “Die Hamletmaschine” isimli radyo tiyatrosunda Hamlet’i seslendirir. Ophelia’yı da Gudrun Gut’un canlandırdığı bu performansın müziklerini de Einstürzende Neubauten ile birlikte yaparlar. Ardından 1995’te Werner Schwab’ın Faust yorumu “Faust: Mein Brutskorb: Mein Helm”’de Mephisto’yu oynar. Bu iki tiyatro eserinin müziklerini de bir albüm olarak yayınlarlar. Tiyatro macerasının son ürünü 2005 yılında salzburg festivalinde sahneye konan J.M. Coetzee’nin “Waiting for the barbarians”’ın direktörlüğüdür ve aynı zamanda oyunda anlatıcı olarak da sesi ile yer alır. Pek çok yan projeyle birlikte müzik üretiminde farklı arayışlara da devam eden Bargeld’in elektronik müzikle ilişkisinin izlerine bu yıllarda da rastlarız. 1995 yılında Gudrun Gut ile kaydettikleri Die Sonne düeti, Bargeld’in ilk elektronik müzik deneyimlerindendir. Aynı dönemde Einstürzende Neubauten albümü Ende Neu için tasarım sürecinde bulunan Herr Bargeld, yeni albümün bir de Remix versiyonunu hazırlamaya karar verir. Panasonic, Soulwax, Panacea gibi elektronik müzik grupları ile Alec Empire(Atari Teenage Riot), Barry Adamson(Bad Seeds), Gudrun Gut ve Jon Spencer gibi isimlerin remixleriyle  Ende Neu Remixes piyasaya çıkar. Ancak Bargeld, 2000’li yılların başlarında albüm hakkında bir röportajda, Remixes albümünün bir hayal kırıklığı olduğunu, bir daha böyle bir şeye kalkışacağını sanmadığını söyler.

Ende Neu albümündeki NNNAAAMMM’da, alman romantizminin önemli şairlerinden Joseph von Eichendorff’un; "Schläft ein Lied in allen Dingen, Die da träumen fort und fort"* dizesi karşımıza "Das lied schalft in der maschine, maschine traumt das Lied"** şeklinde çıkar. Eichendorff’un bu dizeleri Bargeld’in sanatsal dışavurumuna oldukça etki etmiş görünüyor ve kendi içindeki tüm o sesleri paylaşmak için Einstürzende Neubauten, ANBB gibi farklı projelerle karşımıza çıkıyor. Alva Noto ile yakaladığı müthiş uyuma bakılırsa, Alva Noto’nun da sessel altyapıyı kurmak için kullandığı tüm cihazların içinde bir “lied” uyuyor olmalı.

Karizmatik kişiliği ve “aksiliği” ile de nam salmış bir sanatçı Blixa Bargeld, aksiliğine rastlamamış insanlara dahi korku salan bir hali var. Röportajlarından önce Nick Cave ile ilgili sorulmaması konusunda gazeteciler uyarılıyor. Röportaj yapan gazetecilerin Bad Seeds referanslı sorularına kızdığı biliniyor. Bir “Popüler kültür” figürü olmayışı nedeniyle kendisini özel olarak takip etmeyenler (hem okurlar-seyirciler, hem de kendileri için daha merak uyandırıcı olacağını düşündükleri) popüler kültür bağlantılı sorular sormak istiyor doğal olarak. Kendisine sıkça sorulan “Berlin duvarı” soruları da bu sorulardan sanıyorum. Yıllar önce bir vesileyle Bargeld’e; “Kollaps”ı yazarken bir gün duvarın yıkılacağını düşünüyor muydunuz?” diye sormuştum. Asla böyle bir şeyi düşünmediğini, kendisinin duvarla büyüdüğünü ve hala zaman zaman duvarın orada olduğuna dair bir hisse kapıldığını söylemişti. Berlin duvarının yıkıldığı günü de içine alan 15-20 günlük bir süreçte Berlin’de bir stüdyoya kapanmış olduklarını, çıktığında duvarın yıkıldığını gördüğünü/duyduğunu, kendisine duvarın kalıntılarını getirenler olduğu halde öyle tiksinç bir şeyin bir parçasını saklamak istemediği için bu kalıntıları reddettiğini anlatmıştı.



“Annnnnneeeeeee!”
2004’deki Einstürzende Neubauten İstanbul konserinin öncesinde,  kuliste birinin “Annneeeeeeee!” diye bağırdığı duyuldu, daha çok bir çocuk sesine benziyordu koridordan gelen bu ses. Ardından bağıranın Blixa Bargeld olduğunu görmek hepimizi çok şaşırtmıştı. Çocukluğunu Berlin’in büyük oranda Türk nüfusu barındıran Kreuzberg mahallesinde, duvarın gölgesinde geçiren Bargeld, o gün bize, öğrendiği ilk Türkçe kelimenin “anne” olduğunu söyledi. Yüzünde, bir an için o günleri hatırladığına dair bir ifade yakaladığımı düşündüm. Kreuzberg’de, sokakta oyun oynayan Türk çocukların Anneeeeeeeeeee! diye bağırdıklarını gözümün önüne getirmek hiç de zor olmadı. 2005 yılında çıkan Grundstück albümünün açılış şarkısı Good Morning Everybody’nin ilk cümlesinde de bu çocukluk anısı karşımıza çıktı: “Die Kinder schreien: "Anne!"*** 

Borusan Müzikevi’ndeki o büyülü iki akşama dönecek olursak; albüm şarkıları albüm yorumlarından daha sert, daha “Neubautenvari” yorumlandı. Albümün özellikle düşük tempolu, daha minimal elektronik versiyonlarından ziyade parçaların canlı versiyonları aklımıza kazındı. İlk akşamın sonunda, ertesi gün de gelecekler için daha farklı şeyler çalacaklarını söyledi.  İlk akşam çaldıkları amerikan geleneksel şarkısı “I wish I was mole in the ground’u ikinci akşam çalmadılar ancak ilk akşam da ikinci akşam çaldıkları “Katze” çalınmamıştı. Emprovize olanların bol çığlıklı bir versiyonu ikinci akşam kulaklarımızdaki tüm kiri pası söküp attı. İki akşam da seyircinin en keyif aldığını gözlemlediğim şarkı “Electricity is Fiction” oldu. Diğerlerine nazaran daha “şarkı” formatındaki bu şarkının sözlerinin de “daha anlaşılır” olmasının bunda katkısı olduğunu düşünüyorum. İkinci akşam hem Bargeld hem Alva Noto daha rahattı sahnede, ancak ses teknisyeni Boris Wilsdorf için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildi. Bargeld ile uzun yıllardır birlikte çalışan Boris Wilsdorf ilk akşam sadece bir şarkıda Bargeld’in hışmına uğramış iken, ikinci akşam Bargeld’in bir an sahneden inip Wilsdorf’a tekme tokat girişeceğini düşündük! Ancak bu yeni bir durum değil, ses sisteminin istediği gibi olmadığı durumlarda küplere binmesi birçok konserde karşılaşılan bir durum. İkinci gün konserinin en eğlenceli anları, Bargeld’in İstanbul’da çok fazla kedi gördüklerinden bahsedip, Katze(kedi)’yi çalmayı uygun gördüklerini söylemesi oldu. Sahnede “kedileşen” ve bol bol “kedice konuşan”, miyavlayan, mırrlayan Bargeld, parça bittiğinde sözleri yazabilmek için internette cat translator aplikasyonu indirdiğini söyledi. Seyirciyi sadece sesiyle değil, mimik ve jestleri ile adeta hipnotize eden müthiş bir performans sanatçısı olan Blixa Bargeld, konserin sonunda tebessümler eşliğinde şarap kadehini, mızıkasını ve macbook’unun kumandasını alıp gitti. 2012 yılının son konseriydi bu Bargeld için. 2013 şubatında Einstürzende Neubauten ile kısa bir avustralya turnesine kadar Pekin, Berlin ya da San fransisco’daki evlerinden birine çekilip yeni projeler için rüyaya dalacak.

*"Schläft ein Lied in allen Dingen, Die da träumen fort und fort"
-          “Her şeyin içinde bir şarkı uyur, ve orada rüyalar devindirir”
**"Das lied schalft in der maschine, maschine traumt das Lied"
-          “Şarkı makinenin içinde uyuyor, makine şarkıyı rüyasında görüyor”
***“Die Kinder schreien: "Anne!"
-          “Çocuk Anne diye bağırdı!”
 
◄Design by Pocket