Kebap Rüyalar

2009-02-27

Rüyada kebap görmek, nedenleri ve yan etkileri ile ilgili değil başlığımız, 80'li yıllarda Düsseldorf'tan çıkmış ve Alman Yeni Dalgasının (Neue Deutsche Welle) önemli gruplarından biri olan Deutsch-Amerikanische Freundschaft namı diğer D.A.F.'ın ilk single'ı. D.A.F. aynı zamanda müzik dünyamızda önemli bir yeri olan Mute Records adlı ingiliz bağımsız (o zamanlar) plak şirketinin piyasaya çıkarttığı ilk albüm olarak sevimli bir önem taşımaktadır. Mute Records tarafından Stumm serisi olarak nitelendirip etiketlediği ilk albüm Alles ist Gutt 1981 yılında piyasaya çıktığında albümde bulunan "Der Mussolini" adlı şarkı skandala yol açmış ve grup nazizm yanlısı olmakla suçlanmıştı. Günümüzde Rammstein'ın içinde bulunduğu duruma benzettiğim bu durum grup tarafından ısrarla reddedilmişti.


Deutsch-Amerikanische Freundschaft'ın blogumuza misafirliğinin sebebi grubun piyasaya çıkarttığı ilk single olan Kebabträume adlı şarkı. Almanyada yaşayan türklerden kafası karışmış punk çocuklar olduklarını iddia ediyorlar bu şarkının ardından, biz de 80'li yıllarda almanyada punkların, "azınlık olduğunu düşündükleri" türkleri nazilere karşı korumak için sokak savaşlarına çıktıklarını biliyoruz (o dönem tanıdığımız, sevdiğimiz alman punklardan ya da anlamsızca kendimizi izmirde saat kulesinin altında gelen geçenler ve kıyafetleri ile ilgili bir oyun oynarken yanımıza oturan kriminal almancılardan!). Yine 80'lerde türklere karşı nefretin ve şiddetin arttığı yıllarda nazilerin gösteri yapacağını haber alan alman punklarının trenlerle frankfurt'a aktıklarını biliyoruz (keşke o günlerde elimizde olan bir iki şahane fotoğrafı da saklayabileymişiz) .

Evet şarkımız berlin duvarı yakınlarında (kreuzberg) kebap rüyaları görüyor, yeni izmir doğu almanyada yeşerecek, yeni liderimiz atatürk, bizler yarının türkleriyiz diyor. merak edene orjinali (merak eden google translate hizmetinden güzel bir ingilizcesine erişebilir).
Kebabträume in der mauerstadt,
Türk-kültür hinter stacheldraht
Neu-izmir ist in der DDR,
Atatürk der neue herr
hürriyet für die sowjetunion,
In jeder imbißstube ein spion
Im zk agent aus Türkei,
Deutschland, Deutschland, alles ist vorbei

Kebabträume..

Miliyet...

Kebabträume...

Miliyet...
Wir sind die Türken von morgen.
Wir sind die Türken von morgen...
Aşağıdaki butona tıklayıp dinleyebilirsiniz...

Koyun Çobanı...

2009-02-24

"Bütün bunlar arasında en az var olan bendim, tüm bunların yaratıcısı" demişti günün birinde, tüm bunlar derken Alberto Caeiro, Ricardo Reis, Alvaro de Campos ve Bernardo Soares gibi portekiz edebiyatının en büyük isimlerini kastediyordu, gerçekten tüm bunların üst kimliği, asıl persona, Fernando Pessoa.

13 haziran 1888'de lizbonda başlayıp 30 kasım 1935'te yine lizbonda sona eren ve içerisinde 100'e yakın hayali karakter ve bu hayali karakterlerin arasında üst benlik kadar ünlü 3 şair ve bir yazar barındıran bir hayat. Tek başına 20nci yüzyıl portekiz edebiyatının en önemli karakteri.

Pessoa stencil graffiti tekniğiyle lizbon sokaklarında yürümeye devam ediyor
Kendi ifadesiyle ilk kez 1914'te bir akşam işten gelip, ayakta, bilinçdışı bir şekilde yazarken görünür, "ustam" diye nitelendirdiği Alberto Caeiro. Ardından ustasına yıldız haritası dahil bir yaşamöyküsü giydirmişti Pessoa. Köyde yaşayan, okul yüzü görmemiş ve şeyleri olduğu gibi, bir alt anlam aramaksızın görmek isteyen Caeiro kariyerinin en önemli eseri olan Koyun Çobanı'nı (Keeper of Sheeps) oluşturan 49 şiirden 30'unu bir tür trans halinde "utku günü"nde yazmıştı yaşamının. Caeiro'ya Pessoa tarafından biçilen meslek de çobanlıktı ve Koyun Çobanı'nın hemen başında "hiç bakmadım koyunlara, ama sanki bakmış gibiyim" der Caeiro.

evimin en yüksek penceresinden
beyaz bir mendille veda ediyorum
insanlığa armağan şiirlerime.

ve ne mutluyum ne de üzgün.
bu alın yazısı şiirlerimin.
ondan yazdım ve göstermem gerekir herkese.
çünkü başka bir şey yapamam.
çiçek rengini nasıl gizleyemezse,
nehir akışını nasıl gizleyemezse,
ya da ağaç meyve vermesini.

işte almış başını gidiyorlar, sanki bir arabayla
ve elimde olmadan üzülüyorum,
bir yerim ağrıyormuş gibi.
kim bilir kim okuyacak onları?
kim bilir kimlerin ellerine geçecekler?

çiçek, yazgım gözler için koparmıştı beni.
ağaç, ağızlar için toplanmıştı meyvelerim.
nehir, sularımın yazgısıydı benim içimde kalmamak.

boyun eğiyorum ve neredeyse mutlu
hissediyorum kendimi
neredeyse mutlu, üzgün olmaktan yorulmuş
biri gibi.

gidin, gidin benden!
ağaç geçip gidiyor, doğa her yana saçıyor
ondan kalanları
çiçek soluyor, tozu sonsuza kadar kalıyor.
nehir akıyor, denize ulaşıyor, sularında her zaman
kendi suları.
ben de geçip gidiyorum ve kalıyorum, Evren gibi.

NC&TBS

2009-02-20

Nick Cave'in Blixa Bargeld ve Mick Harvey'nin ayrılması sonrası dönemine ithafen;
Nick Cave & The Bad Seeds'in Best Of albümünün Limited Edition baskısında bulunan bonus cd "Live at the Royal Albert Hall" konserinden Conway Savage'in back vokalleriyle süslü bir I Let Love In...


O Lord, tell me what I done
Please don't leave me here alone
Where are my friends?
My friends are gone





I Ate The Knife

2009-02-10

Geçtiğimiz günlerde Mick Harvey'nin, Nick Cave ile birlikteliğine son vermesi ile ilgili haberi buradaydı... Bugün de bir Rowland S. Howard cover'ı ile huzurlarınızda Mick Harvey.

Nick Cave ile birlikte okul günlerinde kurdukları The Boys Next Door'a sonradan katılıp grubun sounduna önemli etkileri bulunan Rowland S. Howard, grup ingiltereye taşınıp The Birthday Party adı ile müzikal hayatına devam ettiği günlerde de Nick ve Mick ile birlikte idi.

Nick Cave ve Rowland S. Howard
İki yıllık ingiltere macerasından sonra grup Berlin'e taşındı ve The Birthday Party macerası da "The Bad Seed" EP'si ile sona erdi. The Birthday Party dağıldıktan sonra Mick Harvey almanyada kalarak Simon Bonney ile Crime & The City Solution'ı toparlarken Rowland S. Howard avustralyaya dönüp These Immortal Souls'u kurdu.


Ancak Mick Harvey, Rowland Stuart Howard arkadaşlığı devam etti, These Immortal Souls sonrası solo çalışmalarla devam eden Rowland'ın konserlerinde davul, bass, perküsyon çaldığı sıklıkla karşılaşılan bir durum haline geldi ve ilk solo albümü Teenage Snuff Film'de Mick Harvey yine Rowland S. Howard'ın yanında idi. Halen melbourne'de yaşayan Rowland S. Howard'a 2007 başında yayınlanan Tribute albümünün açılış şarkısı da Mick Harvey'den, Rowland'ın These Immortal Souls dönemi bestelerinden I Ate The Knife cover'ı... Şarkı ayrı yorum ayrı güzel... Bize de diyecek pek birşey kalmıyor bu alternatif müziğin iki ayrı duayeni hakkında. Solo haliyle Mick Harvey diyoruz, dinliyoruz. Bol bol...
Tıklayın siz de dinleyin...

Malaria

2009-02-06

Bugünlerde en çok dinlediğim şeylerden biri Malaria'nın 1982 çıkışlı albümü Emotion. 80'lerin Almanyasından esip tüm dünyayı saran Neue Deutsche Welle'nin (New German Wave) önderliğini yapmış gruplardan biri olmasına karşın yine Almanya'dan çıkmış dönem grupları Falco, Nena ya da Trio kadar popüler olmamış, sık sık grup dağıtıp yenisini kurarak daha underground kalmışlardır. Gudrun Gut, Bettina Koester ve Beate Bartel tarafından bir önceki proje grupları olan Mania D.'nin dağılması sonrası kurulmuş grubun elemanları 1980 yılında yeni kurulmuş olan Einstuerzende Neubauten kadrosunda da kısa bir süreliğine boy göstermişlerdi.


80'lerin berlin punk/new wave camiasının en önemli grupları olan Mania D., Malaria, Matador, Liaisons Dangereuses gibi Gudrun Gut, Beate Bartel eksenli gruplar yine aynı yıllarda filizlenen synthpop'a da ilham kaynağı olmuşlardır. Birçok güzel proje ile halen müzikal hayatına devam eden Gudrun Gut aynı zamanda biri kendi eski gruplarının albümlerinin hak sahibi olan iki bağımsız plak şirketi ile özellikle alternatif alman kadın şarkıcılara destek vermektedir.


Emotion adlı albümden en sevdiğim şarkılardan biri olan Macht'ı buradan dinleyebilirsiniz;


 
◄Design by Pocket