Nick Cave and The Bad Seeds etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nick Cave and The Bad Seeds etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2009-07-04

The Weeping Song

3 mart 2003'te ekşi sözlüğe Blixa Bargeld'in artık bir Bad Seed olmadığını yazmışım ve Bargeld'in tutumunu bildiğimden Nick Cave'in durumuna üzüldüğümü ifade eden bir entry ile belirtmişim bu durumu... 6 koca yıl geçmiş üzerinden... Mick Harvey'nin ayrılması da Nick Cave cephesinde sevimsiz sonuçlar doğuracak diye düşünmüştüm yakın geçmişte...

Bargeldsiz, Mick Harveysiz Bad Seeds... tam da bunları düşündüğüm bol bol Mick Harvey ve zaten sıklıkla Einstürzende Neubauten dinlediğim bu günlerde youtube'e düşen bir video içimin cız etmesine sebebiyet verdi. Bargeldsiz, Mick Harveysiz Bad Seeds'in icra ettiği ve Nick Cave'in kadim dostu Bargeld'e olan özlemini dile getirdiği The Weeping Song... Başlangıçta sevimli geldi Bargeld hakkında söyledikleri... Ancak ardından icra edilen The Weeping Song...

Buyrun siz de izleyin...



“Blixa? Well, he went away. He went away about five years ago. And this song…(birileri The Weeping Song diye bağırıyor) I know, it’s…well that’s kind of you to say, sir. But this is for Blixa Bargeld. This is always for Blixa Bargeld.”

2009-02-20

NC&TBS

Nick Cave'in Blixa Bargeld ve Mick Harvey'nin ayrılması sonrası dönemine ithafen;
Nick Cave & The Bad Seeds'in Best Of albümünün Limited Edition baskısında bulunan bonus cd "Live at the Royal Albert Hall" konserinden Conway Savage'in back vokalleriyle süslü bir I Let Love In...


O Lord, tell me what I done
Please don't leave me here alone
Where are my friends?
My friends are gone





2009-01-22

Nick Cave artık Mick Harvey'siz...

Nick Cave'in avustralya günlerinden kankası, sesinin ilk plağa yansıdığı boys next door günlerinden bugüne kadar avustralya "Boys Next Door", ingiltere "The Birthday Party" ve berlin Kreuzberg'de atılmış tohumlardan ortaya çıkan "Nick Cave & The Bad Seeds"'in davulcusu, bas gitaristi, xylophone'cusu, gitaristi Multi Enstrümentalist güzel insan Mick Harvey bugün "kişisel ve profesyonel nedenlerden dolayı" gruptan ayrıldığını açıkladı... Blixa Bargeld ayrıldığında büyük kan kaybettiğine inandığım Bad Seeds artık patronsuz... Bu habere üzülmekten çok sonuçlarını merak ettiğimi söylemeliyim zira Mick Harvey'siz bir Bad Seeds düşünemiyorum...

2009-01-14

Tuhaf bir gün devam ediyor...

Başlık : Blixa Bargeld
Entry :
Nick Cave istanbul konseri öncesi sıraselvilerde karşılaşıp dumura uğradığım. imza alırken karşısında kendimi çocuk gibi hissettiğim, Einstuerzende Neubauten'in beyni inanılmaz insan. 18.09.2001

9 Temmuz 2001 pazartesi... Öğlen... The Marmara'daki Nick Cave basın toplantısından çıkmış taksim meydanında kafam karışık... İzmirden konser için gelmiş evde haber bekleyen sıkı dostlar ile telefonlaşıp taksim'de buluştuktan sonra birkaç bira ardından bu güzel izmirli, güzel insanların çok ucuz olduğuna inandıkları için aldıkları iki adet büyük boy, tekerlekli bavul satın almaları... Bavullar İstiklal gezimizin kısa sürmesine neden olmuş kendilerini arabaya yerleştirmek üzere AKM otoparkına doğru yürümeye başlamıştık. Yine taksim meydanı, kalabalık izmir grubu ile yürürken bir anda farkedilen uzun boylu, çekik gözlü, siyah bir elbise giymiş güzel bir kadın... Ve yanında, gördüğüm anda kısa süreli bir şok yaşadığım ve dudaklarımdan dökülen "Herr Blixa Bargeld" nidasıyla sol elini yavaşça yukarı doğru kaldırıp, o kol yukarı kalkarken gülümseyerek gelen bir alman aksanlı bir "Hallllooooooo"... Şok no:2...
Garanti Bankası önünde çakılıp kaldık. Herr Blixa Bargeld, Einstürzende Neubauten'ın beyni, Nick Cave'in en Bad Seed'i yanımızdan seyirtmişti, kısa süren bir şaşkınlıktan sonra peşinden koştuk. Şimdilerde minik Anne Millicent'in annesi olan Erin hanım ile sıraselvilere doğru ilerlerken yakaladık. Cd'lere vs imzalar alındı ve akşam sahnede tekrar görmek üzere güzel günler dilenerek tuhaf güne kaldığı yerden devam edildi... Bu karşılaşmadan ortalama 2 yıl sonra Erin'in dediğine göre Blixa Bargeld hayatında içtiği en son sigarayı bu tuhaf günde Ayasofya'da içmişti (başka bir zaman diliminde Blixa ayasofya'daki son sigaradan sonra bir başka son sigarayı Atatürk Havalimanında istanbuldan giderken içtiğini ifade etmişti)...
Blixa Bargeld istanbul Atatürk Havalimanında
Blixa, Atatürk Havalimanında
Harbiye Açık Hava Tiyatrosuna doğru seyirttik... Müthiş bir konser izleyecektik... Konser izlerken fıtığını patlatabilen tek insan olarak tarihe geçecektim belkide... Konser sonrası hastaneye kaldırılacak ve sonraları ekşi sözlükte "bir konserde yaşanabilecek en dumur olaylar"a konu olacaktım. Hayatımın en güzel ve en tuhaf günlerinden biri 9 Temmuz 2001 Kadıköy Şifa hastanesinde yapılan bir kas gevşetici iğnenin eşliğinde sona ermişti... Şimdi bile düşündüğümde müthiş bir şeydi ve Blixa Bargeld ile bir daha izleme olasılığımız olmadığı düşünüldüğünde kaçırılmaması, patlak bir fıtıkla da olsa izlenmesi şart bir konserdi...

2009-01-13

Tuhaf bir gün...

headcleaner olarak ekşi sözlüğe fui'nin "sen de yazsana" davetiyle geldiğim ilk günlerde 10 entry girerek çaylaklık dönemi yaşanıyordu. On entry sonrası yazarlığa kabul edildiğimi 8 ay sonra fark etmiştim. Bu çaylaklık dönemi entrylerime bugün sözlük hesabımı sildikten sonra baktığımda zihnimde güzel anılar canlandı. ne kadar da heyecanlıymışım... işte çaylaklık dönemi entrylerinden...

Başlık : Nick Cave
Entry :
Konser öncesi katıldığım basın toplantısında yeni yılda John Hillcoat ile birlikte yaptıkları bir filmi olduğundan ve bir gün kendisi bir film çekecek olursa bunun Red Right Hand'in senaryolaştırılmış hali olacağından bahsederek beni havalara uçuran adam. 18.09.2001


9 Temmuz 2001 tarihli o müthiş Nick Cave and the Bad Seeds istanbul konseri öncesinde öğlen saat 12:00'de The Marmara otelinin şimdi hatırlamadığım bilmemkaçıncı katında bir basın toplantısı düzenlenmişti. Bir elimde fotoğraf makinesi bir elimde video kamera ile katılmıştım bu basın toplantısına. Tabi basın toplantısına katılma şeklim apayrı bir hikaye. Bu basın toplantısında gelen bir soruya karşılık yeni projelerinden bahsederken John Hillcoat ile birlikte bir film yaptığından bahsetmişti. Bu film 2005'te bitirilebilen ve vizyona çıkan "The Proposition" idi. Şimdilerde de bu ikili "Death of a ladies man" adlı yeni bir film projesi için kafa patlatıyorlar...

Çok tuhaf bir gündü 9 Temmuz 2001 pazartesi... Yıllar boyu çok sevdiğim grup yaşadığım şehre gelmiş, konser verecekti ve ben o çok sevdiğim grubun hayran olduğum esas adamı ile karşı karşıyaydım o basın toplantısında. Basın toplantısı bittiğinde yanımdan geçip gitti... Akşam konserde tekrar göreceğimi düşünerek basın toplantısının yapıldığı salondan çıktım, aşağıya inmek için asansör beklemeye başladım... Geldi ve kapısı açıldı... Ama şaka gibiydi, bir an durdum, sendeledim, giremedim asansöre birkaç saniye... Zira o çok sevdiğim grubu Nick Cave ile birlikte kuran, o yıllarda zihinlerimizde PJ Harvey'e eşlik ettiği To Bring You My Love albümü ile de kazınmış multi enstrümentalist müthiş insan Mick Harvey asansördeydi birkaç kişi ile birlikte... Birkaç saniye sonra attım kendimi asansöre, aşağıya iniyorduk, kimbilir nasıl bir hızla... Bir an göz göze geldik Mick Harvey ile gülümsedim, gülümseyerek karşılık verdi. Asansör giriş katına gelmişti, kapı açıldı ve yüzümde aynı gülümsemeyle the marmaradan çıktım... Temmuz öğlen sıcağı, günün sadece yarısı bitmiş ancak başıma gelecekler henüz bitmemişti...

Heliantus Annus

Su perisi Clytia, Apollo'ya ölesiye aşıktır. Apollo ise Leucothea'ya aşık olduğundan beri onunla ilgilenmemektedir. Clytia, Apollo...