Nick Cave etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nick Cave etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2009-10-08

TRajikomik!

Bu ülkede güzel birşeylerin olmasını ya da olan güzel şeylerin kenarında köşesinde bir şark kurnazlığı olmamasını beklemek ne kadar ütopik bir durum halini aldı... Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Nick Cave'in ikinci romanı Death of Bunny Munro yayınlandı. Ülkemizde de Siren Yayınları tarafından Avi Pardo çevirisi ile aynı gün raflardaki yerini alan kitabın ardından londrada kitap ile ilgili bazı etkinlikler (warren ellis eşliğinde okuma, imza günü, kitap hakkında mini bir konferans vs.) gerçekleşti. Siren Yayınları da bu etkinlikler kapsamında hem imza günü hem de röportaj için birini görevlendirip londraya göndermiş, Habertürk, Radikal gazetelerinde bu röportajın bazı kısımları yayınlandı, Roll dergisi ekim sayısında da tamamı bulunuyor, röportaj için görevlendirilen kişi kitabın türkçe baskısından 10 taneyi de yanında götürmüş, Nick Cave bunlardan birini çantasına atıp 9'unu imzalamış ve bu durum Siren Yayınlarının blogunda "bu konudaki haberlerimizi bekleyin" tadında bir yazı ile duyurulmuştu. Buraya kadar herşey çok güzel...

Geçtiğimiz hafta da konu "imzalı Nick Cave kitapları için pazartesi itibarı ile İdefix'i takip edin" şeklinde bir duyuru ile merakımı en üst safhalara çıkarttılar. Hali hazırda birikmiş idefix listesi mevcuttu, birkaç gün bekleyelim dedim ve pazartesi sabahı erkenden idefix sitesine girdim. İmzalı Nick Cave kitapları ile ilgili bir banner vardı ana sayfada.

Her gün idefixte Siren Yayınları kitaplarından 50 Ytl'lik alışveriş yapan 20nci kişi bu imzalı kitaplardan birine sahip olacaktı! Siren Yayınları kitaplarından 50 ytl'lik alışveriş yapan 20nci kişi olma şansını elde eden biri bir de imzalı Nick Cave kitabına sahip olacaktı. Peki ya o gün 20 kişi 50 ytl'lik siren yayınları tarafından yayınlanan kitap almazsa ne olacaktı o imzalı kitaplar? Peki ya ben 20 defa 50 ytl'lik siren yayınları kitabı alacak kadar Nick Cave fanı isem ne olacaktı? 20 defa kitap aldığımda bile siz 19 defa aldıktan sonra sarı çizmeli mehmet ağa 20nciyi aldı sizin 20nci alışverişiniz 21nci oldu özür dileriz deseler nasıl bir karşılık verebilecektim! Kimbilir kimlere gitti o imzalı kitaplar, Siren Yayınlarından kitap alan alakasız insanlara mı, eş, dost, tanıdık, akrabaya mı?

Böyle yürür bu ülkede bu işler. Başka türlüsünü düşünmek mi!

Bir de kitabın türkçe baskısında yazarı tanıtan tek sayfalık yazıda Nick Cave'in PJ Harvey, Siouxsie Sioux ve Warren Ellis gibi önemli müzisyenlerle beraber çalıştığını ifade eden bir bölüm bulunuyor. Bari yazarı tanıtan yazıyı, yazarı tanıyan birine yazdırsalardı... Zira Nick, Siouxsie ile hiç birlikte çalışmamıştır. 80'lerdeki Lydia Lunch'lı fotoğrafları görüp Lunch'ı Siouxsie mi sandılar naaptılar anlamadım ki?

Kitap hakkında da orjinalini okuduktan sonra birşeyler yazacağım sanırım...

2009-07-30

Nick Cave / Bob Dylan

Yine ekşi sözlük günlerinden bir entry...

Nick Cave bugüne kadar 4 Bob Dylan şarkısını coverlamıştır;
Knocking on heavens door (1984-86 yılları arası konserlerde)
Wanted man (the firstborn is dead)
I threw it all away (to have and to hold soundtrack /şarkıyı scott walker seslendirmiştir)
Death is not the end (murder ballads)

bunun yanısıra ikisi de aşağıda listelenen şarkıları coverlamışlardır;
let it be me (tom jones ve elvis presley tarafından da coverlanmış bir şarkı)
wade in the water (traditional)
long time man (tim rose / traditional)
ring of fire (johnny cash)
jesus met the woman at the well (traditional / alabama singers)
500 miles (the hooters)
hey joe (jimi hendrix)
henry lee (aka: love henry - traditional)
stagger lee (aka: stack a lee - traditional)
king kong kitchee kitchee ki-mi-o (traditional)
bottle up and go (traditional / john lee hooker)
long black veil (johnny cash'te coverlamıştır)
blue suede shoes (carl perkins / elvis presley)
just a closer walk with thee (traditional gospel song)
lost highway (l.payne / hank williams)
fever (elvis presley ve tom waits'te coverlamıştır)

Nick Cave'in de Bob Dylan'ın da New Morning adında şarkıları bulunmaktadır.

Bob Dylan'ın oğlu Jesse Dylan Nick Cave'in Red Right Hand adlı şarkısının video klibini yönetmiştir.

1997 yılında yapılan bir ropörtajda Nick Cave en sevdiği albümün Bob Dylan'ın Slow Train Coming albümü olduğunu beyan etmiştir.

Haziran 1998 yılında yapılan bir ropörtajda Nick Cave sevdiği müzisyenlerden bahsederken Dylan'dan söz açılmış ve hiç bir zaman Dylan ile tanışmadığından bahseden Nick Cave bundan mutluluk duyduğunu, zira tanışırsa o güne kadar yaşadığı o romantik ilüzyonun bozulabileceğinden çekindiğini ifade etmiştir. Röportajdan çok kısa bir süre sonra Glastonbury'de Dylan'ın Nick Cave'in karavanının kapısını çalması ile tanışmışlardır.
(15.06.2003 23:50:33)

2009-06-11

Kreuzberg!

Düğün salonları 70'lerde ve 80'lerde sıklıkla rock gruplarının provaları için kullanılır hale gelmişti. Bu durum sadece Türkiye ile sınırlı kalmamış 80'lerde Berlinde Punk ve Neue Deutsche Welle grupları tarafından konser mekanı olarak da düğün salonları kullanılmış. Gudrun Gut, Beate Bartel ve Bettina Köster'in ilk grubu Mania D. ile 1980'de yapılmış bir röportajda bu konuya değiniliyor.



Çoğunlukla Türklerin yaşadığı dönemin kenar mahallesi olan Kreuzbergde işgal evlerinde ya da çok düşük meblağlara kirada oturan punkların Türklerle sıkı ilişki içinde olduklarını ve neo nazilere karşı Türkleri koruduklarını biliyoruz. Blixa Bargeld'in büyüdüğü yer olan Kreuzberg Berlin Duvarının dibinde bulunuyor. Nick Cave ingiltere macerası The Birthday Party'yi sona erdirdikten sonra berline taşınıyor ve kreuzberg'de bir evde yaşıyor. The Firstborn is Dead, Kicking Against The Pricks, Your Funeral My Trial ve Tender Prey berlin yıllarında yayınlanıyor.

Kreuzberg, duvar ve teyzeler

The Good Son albümünün kayıtları için stüdyoya kapanan Nick Cave and The Bad Seeds 15 gün sonra stüdyodan çıktığında berlin duvarının yıkıldığını öğreniyor ve bazı koleksiyoncular Blixa Bargeld'e duvarın parçalarından getiriyor, Bargeld ise "böyle birşeyin bir parçasını evimde kesinlikle istemiyorum" diyerek reddediyor. Bu olaydan yıllar sonra ekşi sözlükteki İbrahim Tatlıseks'in isteği üzerine herr Blixa Bargeld'e yönlendirdiğim; "Kollaps'ı yazarken bir gün duvarın gerçekten yıkılacağını düşünüyormuydun?" sorusuna, asla böyle bir şeyi düşünmediğini, kendisinin duvarla büyüdüğünü, hala zaman zaman duvarın orada olduğuna dair bir hisse kapıldığını söylemişti...

Achtung!

2009-05-30

And the Ass Saw the Angel

1989 yılında Black Spring Press tarafından yayınlanmış Nick Cave romanı And The Ass Saw The Angel! Kitapta Euchrid Eucrow adlı sessiz bir oğlanın hikayesi anlatılmaktadır. Prolog'un ardından kitaba başlar başlamaz, The Firstborn Is Dead albümünden Tupelo'nun şarkı sözlerinden yoğrulmuş "doğum" hikayesi karşılar bizi. Tupelo'da ve burada bahsedilen doğum da aslen Elvis Aaron Presley'in hikayesinin Nick Cave tarafından mitleştirilmiş yorumundan başka birşey değildir. Zira Tupelo'da Elvis Presley'in doğduğu kasabanın adıdır. Aynı zamanda Elvis Presley'in de bir ikizi vardır (jesse garon) ve doğumundan kısa bir süre sonra ölmüştür. Nick Cave mitleştirdiği bu hikayeyi, yazdığı kitabın kahramanı Euchrid için de uygun bulmuştur. Tabii Tupelo'nun bulunduğu Firstborn Is Dead albümünün 3 Haziran 1985 çıkışlı olması, 1984 yılında berline taşınan Nick Cave'in "And The Ass Saw The Angel" kitabını berlinde yazmaya başladığı bilgilerini gözönünde bulundurduğumuzda Elvis Presley mitini önce kitabı için mi yazıp ardından Tupelo adlı şarkısında kullandı yoksa önce şarkıda kullanıp ardından Euchrid'e mi uyarladı net olarak bilemiyoruz.


Nick Cave - Berlinde And the Ass Saw the Angel'ı yazdığı evden bir kare

And the ass saw the angel'da karşımıza çıkan tek şarkı Tupelo değil elbette. Yine ilk bölümlerde geçen Euchrid'in sarhoş annesiyle ilgili bir paragraf 1988 yılı albümü Tender Prey'de bulunan Up Jumped The Devil'a büyük esin kaynağı olmuştur. Euchrid'in sarhoş annesinin başrolü oynadığı başka bir şarkı da 1996 yılı çıkışlı Murder Ballads'taki Crow Jane'dir.

Nick Cave'in kitabı ithaf ettiği Anita da o dönemki sevgilisi Anita Lane'dir. Kitap yayınlandığı dönemde büyük ilgi görmüş, Nick Cave'in popülaritesine büyük katkı sağlamıştı. 1988 yılında Tender Prey albümünün ilk kopyalarıyla birlikte japonya baskısında sınırlı sayıda bonus olarak 12 inch'lik And the Ass Saw the Angel adlı single'da Nick Cave'in müzik eşliğinde kitaptan okuduğu alıntılar bulunmakta idi.

Ardından ekim 1993 the napier st. theater'da (melbourne avustralya) sadece tek geceliğine teatral bir kukla şovu olarak sahnelenmiştir. Teatral performanstaki kukla Euchrid Eucrow'dan başkası değildir. Performansa canlı soundtracki Mick Harvey ve Ed-Clayton Jones yapmıştır. Bu tiyatro soundtrack'i tadındaki nefis çalışma 1999 yılında Mute Records tarafından başına 1988 yılında sınırlı sayıda yayınlanan Nick Cave okumaları da eklenerek piyasaya sınırlı sayıda sürülmüştür.


Kitap geçtiğimiz yıllarda Altı Kırkbeş yayınları tarafından da türkçeye çevrilmiş ve "Ve Eşek Meleği Gördü" adı ile yayınlanmıştır.


Elimdeki orjinal baskının kapağı

Heliantus Annus

Su perisi Clytia, Apollo'ya ölesiye aşıktır. Apollo ise Leucothea'ya aşık olduğundan beri onunla ilgilenmemektedir. Clytia, Apollo...